Valinin oğluna genç Kürt kadının ölümüyle ilgili suçlama, eski yetkiliye ise örtbas iddiası

2020 yılında Türkiye’nin doğusunda kaybolan genç bir Kürt kadının ailesi, eski bir valinin oğlunu onu öldürmekle suçladı ve valinin suçu örtbas etmek için devreye girdiğini öne sürdü. Bu olay, son yıllarda ülkedeki en yüksek profilli kayıp kişi vakalarından biri olarak öne çıkıyor.

Muhalif Halk TV televizyon kanalına yaptığı açıklamalarda Gülistan Doku’nun kız kardeşi Aygül Doku, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in kardeşinin ölümünden sorumlu olduğuna inandığını söyledi. Ayrıca dönemin valisinin soruşturmayı cezai bir incelemeden uzaklaştırmaya ve olaya karışan kişileri korumaya çalıştığını iddia etti.

Munzur Üniversitesi öğrencisi olan Doku, 5 Ocak 2020’de doğudaki Tunceli ilinde kayboldu. Onun kayboluşu altı yıldan uzun süredir çözülemedi ve kamuoyunun dikkatini çekerek defalarca hesap sorulması çağrılarına neden oldu.

Aygül Doku, “İntihar ederek ölmedi,” diyerek kardeşinin Munzur Nehri’ne bir köprüden atladığına ilişkin ilk varsayımlara itiraz etti. Yetkililerin kayboluştan kısa süre sonra aileyi köprüye yönlendirdiğini ve kendi iddiasına göre aksini gösteren kanıtlara rağmen dosyayı intihar olarak sunduğunu ileri sürdü.

Aygül Doku, ailenin suçlamasının, yurt dışında olduğu düşünülen şüpheli Umut Altaş tarafından sağlandığını söyledikleri bilgilere dayandığını belirtti. Altaş’ın kayboluştan sonra kendisiyle birkaç kez iletişim kurmaya çalıştığını ve konuşamadığı için yerel baroya Mustafa Türkay Sonel’in sorumlu olduğunu ileri süren yazılı bir not bıraktığını söyledi.

Ayrıca o dönemde savcıların bu iddiayı takip etmediğini de öne sürdü.

Kız kardeş ayrıca delillerin usulüne uygun şekilde ele alınmadığını ve davayla ilgili güvenlik kamerası görüntülerinin ya korunmadığını ya da değiştirildiğini iddia etti. Bunun yanı sıra, davayla bağlantılı kişileri olası tanıkları susturmaya çalışmakla suçladı.

Kaybolduğu sırada 20’li yaşlarının başında olan Doku, son olarak Tunceli’de bir köprünün yakınında görüldü. Kapsamlı aramalara rağmen cesedi bulunamadı.

Türkiye’de yetkililer çarşamba günü davayla bağlantılı olarak 13 kişiyi gözaltına aldı.

Bu dava, Türkiye’de hesap verebilirlik ve hassas soruşturmaların yürütülmesine ilişkin daha geniş kaygıları yansıtarak eleştirilerin odak noktalarından biri hâline geldi.